ÖNDER BALIKÇI
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Ah, o çocukluk günleri!

Ah, o çocukluk günleri!

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Çocukluğunu özlemeyen çok azdır, sanırım.
Çok sevdiğim bir söz şudur:
“İnsanın ana yurdu, çocukluğudur.”
Şurası da bir gerçek. İçinizdeki çocuk yaşıyorsa, yaşlanmıyorsunuz demektir.
Aslında zordur, çocukluğu özlemek…Çünkü her özlemin içinde bir umut olur,
gerçekleşmesine, geri gelmesine ilişkin. Ama çocukluk öyle mi? Çocukluğu geri
getirme umudu, olanağı var mı? Yine de delicesine özleriz, çocukluğumuzu.
Annemizle, babamızla, kardeşlerimizle birlikte geçen, sorumsuz günlerimizi…
Albert Camus, “Hiçbir ideoloji, bir çocuğun gözyaşlarından daha değerli
değildir” diyor.
Çocukluk anıları unutulmaz. Yaşam boyu sizinle birlikte olur, o masum yıllar.
Cahit Sıtkı Tarancı, “Affan Dede” isimli şiirinde ne kadar güzel dile getirir, o
yılları:
“Affan Dede’ye para saydım,
Sattı bana çocukluğumu
Artık ne yaşım var ne de adım;
Bilmiyorum kim olduğumu
Hiçbir şey sorulmasın benden;
Haberim yok olan bitenden
Bu bahar havası, bu bahçe;
Havuzda su şırıl şırıldır
Uçurtmam bulutlardan yüce,
Zıpzıplarım pırıl pırıldır
Ne güzel dönüyor çemberim;
Hiç bitmese horoz şekerim”
X X X
Çocuklukla ilgili çok güzel dizeler de vardır.
İşte Murathan Mungan’ın dizeleri:
“Çocukluk, başlı başına bir memlekettir
Hatta sılasıdır insanın
Büyüdükçe sıla özlemimiz artar,
Hayat giderek gurbetleşir
Sanki ne yaşarsak yaşayalım
Hep gurbetteyizdir
Büyümek, gurbete çıkmaktır”
X X X
Dostoyevski, “Suç ve Ceza” isimli ölümsüz yapıtında şöyle der:

“Paylaşmak en güzel duygu, paylaşalım dostlar aşımızı, ekmeğimizi, sevincimizi,
derdimizi, kederimizi…Günaydın güzel insanlar. Hiçbir şeye sahip olmak
istemiyorsan, sahip olduklarını paylaş.”
Çocuklar, paylaşımcıdır. Çocuklar, temiz kalplidir ve kalplerinde hiçbir kötülük
yoktur.
Yazıma, “Nereye gittiler” başlıklı yazıyla son veriyorum:
“Nereye gittiler?
Evet, nereye gittiler?
Avlusunda su kuyusu bulunan evler vardı
İncir
Nar
Ayva
Erik
Dut
Kiraz
Asma üzüm
Tavuk ve civciv olmazsa olmaz bir zenginlikti birçok evde
Komşular ve ahbaplar vardı
Birbirimizin ağzından yerdik ve her derdimizi bilirdik birbirimizin
Misket
Yakar top
Ebelemece
Kuka
Saklambaç
Kızlı erkekli oynanan
Evcilik oyunları vardı
Kimin kapısında acıkırsak orada doyardı karnımız
Sabah evden çıkar, gece 12’de ismimiz çığlık atılınca eve döner, ‘niye
duymuyorsun?’ diye ince bir fırça atılırdı, hepsi buydu.
Mis gibi hayattı kısacası herkes için
Anneler hafif, çocuklar özgürdü
Yaşıyorduk bu hayatı
Ağaçlar, meyveler birer birer azaldıkça özgürlüğümüzden de çalındı sanki
Sahi ya
Nereye gitti bu kocaman hayatlar?
6 inç bir ekrana sığdı hayatlarımız!
Yan yana oturduğumuz insanın gözüne bakmadan günler harcayıp, ‘oh, ne
güvenli bir yaşam’ diye yuttuk bunu.
Çocuklarımız adına ne büyük kayıp
Nasıl bir fakirlik bu.

Tarifi yok
Sahi, hiç kuyudan su çektiniz mi?
Sadece merak ettim
Ben çektim çok önceden.”

Ah, o çocukluk günleri!
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Yenihaber Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin