Dünya şairi Nâzım Hikmet’i(15 Ocak 1902-3 Haziran 1963) aramızdan ayrılışının 63. yılında sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz.
Aydınlığın, dik duruşun, güzelliğin, doğa sevgisinin ufkunu açtı, dizeleriyle Nâzım Hikmet.
Lakabı “Güzel Yüzlü Şair” veya “Mavi Gözlü Dev” olan Hikmet, “Söyleyecek ne kadar güzel sözlerim vardı insanlara. Bana hiçbirini söyletmediler” dese de, çok şeyler söyledi, tüm insanlara, insanlığa…
UMUDUN ŞAİRİ
Umudun şairidir, Nazım Hikmet. Bu umudu şöyle yansıtmıştı, dizelerinde:
“Ne fırtınalar koptu benim hayat dallarımda…
Her birinde vazgeçmedim umutlarımdan…
İçimde kıyametler kopsa da,
Ben baharıyım yarınlarımın,
Çiçek açarım her kışın ardından…”
AŞKIN ŞAİRİ
Aynı zamanda aşkın da şairiydi, Nâzım…
“Çok değil…
Bir sesini göresim geldi
Bir de gülüşünden öpesim
Çok değil…
Bir yüzünü sevesim geldi
Bir de seni verene ölesim”
Nâzım, “Sevmek, sevdiğin kişiyle birlikte olmak değildir, unutma. Çünkü aşk, onunla yaşamak değil, onu yaşamaktır aslında” der.
“CEVİZ AĞACI”
Öğretmenlik yıllarımda, derslerde Nâzım Hikmet’in adını anmak yasa ve yönetmeliklere göre yasak ve büyük suçtu. Buna rağmen, Türk Dili ve Edebiyatı derslerinde, Nâzım’ın şiirlerine de yer verirdim. Bu şiirlerden biri de, çok sevdiğim “Ceviz Ağacı” isimli dizeleriydi. Bu şiir, daha sonra Cem Karaca’nın sesiyle ölümsüzleşti, adeta bir marş durumuna geldi:
“Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz,
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda,
Budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında
Ben bir ceviz ağacıyım, Gülhane Parkı’nda
Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl
Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril,
Koparıver, gözlerinin gülüm, yaşını sil
Yapraklarım ellerimdir, tam yüz bin elim var
Yüz bin elle dokunurum sana, İstanbul’a
Yapraklarım gözlerimdir, şaşarak bakarım
Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul’u
Yüz bin yürek çarpar, çarpar yapraklarım
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nde
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında”
CEZAEVLERİNDE GEÇEN YILLAR
Yaşamının en güzel yıllarını, cezaevlerinde geçirdi. Ama umutlara zincir vurulamaz ki:
“Bugün pazar
Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar
Ve ben ömrümde ilk defa
Gökyüzünün bu kadar benden uzak
Bu kadar mavi,
Bu kadar geniş olduğuna şaşarak
Kımıldamadan durdum,
Sonra saygı ile toprağa oturdum,
Dayadım sırtımı duvara
Bu anda ne düşmek dalgalara,
Bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım
Toprak, güneş ve ben…
Bahtiyarım…”
MEMLEKET SEVGİSİ VE ÖZLEMİ
Yıllarca ülke dışında yaşamak zorunda bırakıldı, büyük şair. Şiirleri umut, özgürlük ve barış da çok önemli yer tutar:
“Dörtnala gelip uzak Asya’dan
Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket bizim
Bilekler kan içinde
Dişler kenetli
Ayaklar çıplak
Ve ipek bir halıya benzeyen toprak
Bu cehennem, bu cennet bizim
Kapansın el kapıları
Bir daha açılmasın
Yok edin insanın insana kulluğunu
Bu davet bizim
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine
Bu hasret bizim”
