GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. SUSURLUK’TAN NEW YORK VE LONDRA’YA 3

SUSURLUK’TAN NEW YORK VE LONDRA’YA 3

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Adını hatırlayamadığım Orta Okul’da Türkçe hocamız hanım bir gün yeni çıkmağa başlayan Bütün Dünya dergisinden bir konuyu dersde anlattı. Ben bu derginin abonesi idim. Konu ile ilgili bazı şeyleri ben anlatmak isteyince ‘’Sen bunları nereden biliyorsun’’ diye şaşırdı. Ben derginin abonesi olduğumu söyledim. Bir kez daha da şaşırdı. Onun açısından bu on üç yaşında bir çocuğun abone olacağı bir dergi değildi. Ben ilkokul beşinci sınıftan itibaren aldığım Cumhuriyet gazetesinden Bütün Dünya’nın yayınlandığını öğrenmiştim.  

O günlerde Cumhuriyet gazetesini okumak bir ayrıcalıktı. Bunu ancak kasabanın ileri gelenleri okurdu. Akitire Eczanesi’nin sahibi Asaf amca, ilçe milli eğitim müdürü Nuri bey bunların arasında idi. Ben önce meraktan, sonra sevdiğimden ve gazeteden öğrendiklerimden dolayı gazeteyi satın alıyordum. O günün Cumhuriyet yazarları Burhan Felek, Ömer Sami Coşar ve Fehmi Cevat Başkurt yıllar sonra benim İstanbul Üniversitesi, Gazetecilik Enstitüsü’nde hocalarım oldu. 

                                                                                                                                                                                   1865 yılında keşfedilen Sultançayır Borasit Madeni 1950’li yıllarda hala çalışıyordu. Yeraltındaki tünellere asansörle iniliyor, kazarak çıkartılan ham maden tünellerden büyük kovalar içinde  asansöre                           getiriliyor, yeryüzüne çıkarıldıktan sonra  hava hattı , teleferik ile Ömerköy istasyonuna, oradan yük treniyle Bandırma’ya , oradan da gemiyle İngiltere’ye sevk ediliyordu. Hava hattının bir kilometreden uzun kısmı bizim çiftlikten geçiyordu. Burada o zamanlar iki ,üç yüz kişi çalışıyordu. Bir zamanlar bin kişiden fazla iş kadrosu olan Madenin doktoru ve bir de bakkal dükkanı vardı. Yöneticisi olan ve direktör ünvanıyla anılan bir İngiliz British Borax Ltd’nin temsilcisi idi. İngitere’den gelen Mr .R.D.Mac Donald eşi ile birlikte ,1931 ‘den 1956’a kadar burada yaşamıştı. Daha önce uzun süre madenin teknik müdürlüğünü yapan Mr. Bunning de ailesi ile birlikte burada ikamet etmişti. Burada yaşadığı sıralarda Bunning yazlarını iki zirveli 1310 metre yükseklikteki Çataldağ’da kamp kurarak geçirmişti. O da 30 yıla yakın burada bulunmuştu. Kurtuluş Savaşı öncesi, sonrası ve savaş sırasında madeni yönetmişti. Maden, I. Dünya Harbi sırasında Almanların başarılı olduğu sıralarda Enver Paşa’nın emriyle İngilizlerden alınmış Almanlara verilmiş ve harp bitene kadar Almanlarda kalmıştı. Sonra tekrar işletme hakkına sahip olan İngilizlere geçmişti. Cumhuriyet kurulduktan sonra da İngilizler ruhsat sahibi oldukları 1965 yılına kadar burayı çalıştırdılar. 

Yıllar sonra, Uygarlığın 3 R’si isimli Düşüncede Rönesansı, Dinde Reformu ve Sanayi Devrimini kapsayan kitabımda özellikle sanayi devriminin neden İngiltere’de başladığını ayrıntılı olarak anlatmıştım. Borasit madeninin tarihsel gelişmesinin bunun bir örneği olduğunu belirtebilirim.1890’ların sonunda günün her türlü yaşam konforu özelliklerinden uzak, dünyanın bilinmeyen bir yerinde bir İngiliz ailenin 20 -30 yıl gibi uzun bir süre yaşayabilmesi , Sanayi Devrimi’nin  neden İngiltere’de ilk kez başladığının nedenlerinden biri olduğunu kabul etmek gerekir.

SUSURLUK’TAN NEW YORK VE LONDRA’YA 3
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Yenihaber Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin