GÜRAN TATLIOĞLU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. SUSURLUK’TAN NEW YORK’A VE LONDRA’YA :4

SUSURLUK’TAN NEW YORK’A VE LONDRA’YA :4

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Madenin, direktörü için İngiltere’den getirilmiş, özel siyah renkli bir arabası vardı.Yıllar sonra Londra’da ayni tip arabaların taksi olarak kullanıldığını görmüştüm. Resmi bayramlarda direktör arabası ile Susurluğa gelir, diğer kasaba erkanı ile bir arada olur, kaymakam ve belediye reisinin yanısıra resmi geçidi selamlardı. Şöförlüğünü Demirkapı’dan Adil amca yapardı. O emekli olunca yerine oğlu geçmişti. Maden en büyük işverendi kasabada. Orada çalışanlar ilk emeklilk hakları kazanan işçiler oldu. Maden bu hakları onlara tanımıştı. Ayrıca sağlık hizmetleri de vermişti. Bu kavramlar o zamanlar Susurluk’ta bilinmiyordu. Susurluk’ta tek bir hükümet doktoru ve yalnız bir sıhhiye memuru vardı. Maden doktoru Osman Bey de eşiyle, İstanbul’dan gelip, uzun süre orada yaşamıştı. Sonra Madenden ayrıldı, Susurluk’ta üst katta evi aşağıda ofisi olan bir binada özel doktorluğa başladı. Bizim fırına çok yakın oturduklarından onunla yakın dostluğum oldu ve onun 1970’ler başında İstanbul Belediye doktoru oluncaya ve ölümüne kadar, bu dostluğum sürdü. Cumhuriyet’te’ tefrika edilen Daphne de Maurier’n Jamaica Inn romanını onunla tartıştığımı çok iyi hatırlıyorum .Yıllar sonra bir gün İngiltere’de Jamaica İnn’in önünden geçtiğimde çok heyecanlanmıştım.Bizler, Susurluktakiler bu madenin ne işe yaradığını, kaça mal edildiğini, kaça satıldığını, nasıl bulunduğunu ve önemini bilmezdik. Merak da etmezdik. Böyle gelmiş böyle gidiyorduŞimdi düşündüğümde Rıza Bey’in bizi buraya götürmesi, göstermesi, anlatması ne kadar ileri bir davranışmış. Biz bu geziden döndükten sonra gördüklerimizi anlatmaya ve kasabada az da olsa bir ilgi uyandırmaya başlamıştık. Bu konuya ilgi bende süregeldi. 2021 yılında Borasit’in tarihini kapsayan Sultançayır Madeni’ni ayrıntılı şekilde anlatan, 29 Ekim 2048 Ankara Saat 9.30 isimli kitabım yayınlandı. Şimdi düşünüyorum; Rıza Bey, acaba Köy Enstitüsü mezunu mu idi? Bilinmez. O günlerde Köy Enstitüleri önemini yitirmiş, kapanma noktasına gelmişti. Kimse bu konuyu konuşmazdı. Ilk İngilizce öğretmenimiz kaymakam Ethem Boysan genç bir kaymakamdı. Evliydi. Gençlere daha çok yakındı. Bugünkü spor stadyumu o zamanlar ürünü biçilmiş bir tarla gibiydi. Futbol maçları orada oynanırdı. Kaymakam gençlerle futbol oynardı. Halk o zamana kadar yaşlı kaymakamlar görmüş , ,genç bir kaymakama alışamamıştı. Getirdiği ufak resimli kitapları İngilizce ‘de başarılı kız öğrencilere hediye eder, onları teşvik ederdi. Boysan sonradan valiliğe kadar yükseldi. İkinci yılda gelen İngilizce öğretmeni Necati Bey İngilizce bilirdi, İngiliz gramerine hakimdi. Fakat ne kadar İngilizçe konuşabilirdi hiç tanık olmadık. Orta okul dönemi benim için hareketli ve hayli de başarılı geçmişti. Yeni şeyler öğrenmeye açtım. Öğretmenlerimiz sağlam, düzgün, deneyimli, iyi ve Atatürk devrimlerine inanmış insanlardı. Cumhuriyet gazetesinde okuduğum bir haber üzerine Yöresel Kelimeleri derlemek için Türk Dil Kurumu’na başvurdum. O zaman bu amaçla Türk Dil Kurumu Sayın Ömer Asım Aksoy başkanlığında bir kampanya başlatmıştı, Susurluk’tan Yerel Kelime Derleyicisi oldum. Onlar yaşımı sormamışlardı. Boş zamanlarımda 5-6 yıl süren bu hizmetimin karşılığında Türk Dili Dergisi’nin bedelsiz süreli abonesi oldum. Bu arada kurumun kitaplarından da bana göndermeye başladılar. Bu derleme işi sona erdiğinde ben Türkiye’nin çeşitli yörelerinden yerel kelimeleri en çok derleyenlerinden biri olmuştum. 800 kelime derlemiştim. Türk Dili dergisini devamlı okurdum.. 1963 yılında Türk Dil Kurumu tarafından yayınlanan Türkiye’de Halk Ağzından Derleme Sözlüğü I ‘de adımı ve Susurluk adını görünce çok sevinmiştim. Daha sonraki yıllarda ilk gençlik çağlarının dergileri 20. Asır, Yelpaze ve Resimli Tarih dergilerini okumaya başladım.Üç yıllık ortaokul döneminde bizim fırının muhasebe işlerine ben bakıyordum. Babam çiftlik işleriyle uğraştığından fırınla fazla ilgilenemiyordu. Ben hatta işe adam alıp çıkarmaya bile başlamıştım. Bu arada ortaokulun kooperatif hesapları da benim işim olmuştu. Sevdiğim derslerimden çok iyi notlar alıyor sevmediklerimden de zorlanıyordum. Her sömestir okulun iftihar listesine geçiyordum. Üç yıllık dönemin de tek iftihar listesine geçeni ben olmuştum.Rıza Bey derslerinde konu dışına çıkar bize gerçek hayattan öyküler anlatırdı. O Palu’dan Susurluğa tayin olmuş, daha önce de İzmir Buca ortaokulunda bulunmuştu.‘’ Sırrını söyleme dostuna , dostunun da dostu vardır söyler dostuna, sonra ot doldururlar postuna’’, ‘’hızlı koşanın ayakları eteklerine dolaşır’’, ‘’ayinesi- aynası- iştir kişinin lafa bakılmaz’’, ‘’tuğla tutula ev, damla damla göl olur’’’’onun söylediği hiç unutamadığım sözlerdendir.

SUSURLUK’TAN NEW YORK’A VE LONDRA’YA :4
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Yenihaber Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin